Fotoğraf Dediğin

IMG_6011

İlk fotoğraf Fransa’da tam 8 saatte çekilmiş. O da öyle bildiğiniz fotoğraflara pek benzemiyor. Siyah-beyaz hatta öyle ki  ne olduğunu anlamak için de baya bir incelemek gerekiyor. Şimdilerde ise sekiz saatte 8.000 tane ve hepsi aynı netlikte fotoğraf çekmek mümkün. Aslında 1826’lara kadar gitmesekte bir 30-40 yıl öncesine kadar da fotoğraf bu derece sınırsız değildi. Öyle çat pat çekilmezdi 36lık film vardı bir kere. İşte teknolojiyle birlikte kotalar sınırlar kalktı peki kalksa da fotoğraf anlamını kaybetti mi?

Fotoğraf, anın resminin kağıda dökülmüş hali. Bir el cart diye ikiye yırtana kadar, bir alev tutuşturana kadar ölümsüz olduğuna inanılan kağıt parçası. Elimizi vicdanımıza koyup kabul etmeliyiz ki çok büyük bir hatırlatma yetkisine sahip. Saatlerce kendine baktırabilir, ağlatabilir, güldürebilir, hatta pişman bile ettirebilir. Kağıt parçası değil de kendi içinde milyonlarca anlam taşıyan bir dünya.

Gerçekten yaşadığınız anı hatırlatsın diye çektiğimiz fotoğraflarda nasıl çıktığımızın bir önemi yok. İster şaşı, ister bulanık yada çok komik çıkalım o anı bize hatırlatsın yeter. Bizim o ana yüklediğimiz anlamları kurumuş bir çiçek fotoğrafı da en içten gülüşümüzün yakalanmış olduğu bir fotoğrafda bu konuda bize  yetebilir..

Bu konuya nerden geldim biliyor musunuz? Yazıda kullandığım başlık fotoğrafını geçtiğimiz temmuz ayında çekmiştim. Tahmini saat sabah 9 civarlarında. Kuşadası yakınlarında. Kuş sesleri eşliğinde. Bir kahvaltı esnasında. Gökyüzü çok görünmüyordu bulunduğumuz yerde. daha çok ağaçlar ve sarmaşıklar vardı. Ne kokusu var, ne sesi ama o anı yaşatmaya fazlasıyla yetiyor. Sınırsızlık da kazansa fotoğraf anlamını yitiremiyor.

Bana göre bu fotoğraf bol şükür ve tekrarı için dua sebebi. Fotoğraf arşivimde birden karşıma çıkınca sizinle paylaşayım istedim. Hemde pazartesi sendromuna karşı yaz tatilini hatırlatsın ve motive etsin dedim.

Dipnot: Tabi her fotoğraf bu kadar güzel anıları hatırlatmıyor. Başka alemlere gitmiş büyüklerimizin, sevdiklerimizin fotoğraflarına bakınca içimizi kaplayan hüzün ise bambaşka bir durum.o da hayatın en büyük gerçeği işte.

UYARI: Blogumdaki fotoğrafları ve yazıları izinsiz kullanmak kesinlikle YASAKTIR!!