Selam Vermeden Geçme

image
‘’ Kırım’da zengin bir tüccar cami yaptırmaya başlar. Binlerce kişi toplanır, yardım eder. O sırada inşaatın yanından bir ticaret kervanı geçer. Kervan on katar deve, misk ve amber yüklüdür. Kervan sahibi inşaattakilere selam dahi vermez.
’Ey kervan sahibi, nereden gelip nereye gidersiniz? Yükünüz nedir?’’ diye sorarlar.
Ama kervan sahibi oralı bile değildir. Kasıla kasıla geçer gider. Cami yaptıran tüccar kızar. Adamlarıyla kervanı çevirir. Develerin üzerindeki bütün yükleri indirirler.
Yükte ne kadar misk ve amber varsa sahibinin gözünün önünde hepsini çamura katarlar. İnşaatın harcını suyla değilde, misk ve amberle kararlar. Kervancı ne yapacağını bilemez. Hayretler içinde oradan oraya koşturmaya başlar. Konuşur ama kimseye dinletemez.
Tüccar onu alıp evine götürür. Büyük ziyafet verir. Yemekten sonra develerine altın yükleyip:
‘’Var şimdi git can kardeşim! Ama selamı unutma! Kendini de bir şey sanma!’’ der
Cami tamamlanır, ismini Ambr-i Çin Camii koyarlar. Ne zaman yağmur yağsa camii duvarları ise pek bir güzel kokar.
Hatta denemek için toprağından bir parça alıp ateşe koydum, hakikaten amber koktu.’’
**Bu haftanın bi kıssası Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinden alınmıştır.