Heyecan Diyorum…

heyecan_diyorum

Beşiktaş’taki, Üsküdar ve Kadıköy vapurlarının ortasını bilirsiniz, işte oradaki dibine lale ekilmiş ağaçlardan birinin altında oturuyorum.

Birazdan denize dalıp kalbimi arayacağım zira kendisi heyecandan fırladı fırlayacak.

Semt ise bana inat sakin. Hayır dün meşalelerden hava gözükmüyorken. Bu güvercinler nereden çıkmış anlamadım.

Heyecan adamı diri tutar değil mi?

Peki bu birazdan bayılacak olma hissi de nereden çıktı?

Tamam bayılmayacağımı biliyorum.

Ama bayılacakmışım gibi.

Mış’lı mişl’li…

Heyecanlıyken en çok neyi merak edersiniz?

Ben mi?

Karşımdaki heyecanımı anlıyor muyu?

Sahi anlıyor musunuz güvercinler?

Şu an karşımda bir siz varsınız.

Hadi elimin buz tuttuğunu anlayamazsınız.

Ama kesin geliyordur oraya da

kalbimin 170 km hızla giderken çıkardığı o ses.

Sesimin titremesini söylemiyorum bile.

Kibarlık yapmayın rica ediyorum.

Kesin anlıyorsunuz.

Zihnimde kurduğum neyse ki bende saklı.

Şükür sebebi.

Tam da bunları düşünürken

Bir güvercin uçuyor dizlerimin üstünden.

Yüksek sadakat mıydı?

Belki üstümüzden bir kuş geçer…

Hakikaten nasıldı şarkının başı.

Boğazdan gemiler usulca geçerken…

Gemiler usulca geçiyor.

Kesin o şarkı da, bu yazı gibi şu iskeleler arasında yazıldı.

Şarkı da etki etmedi.

Ne yapsam.

Ablamı iki kez aradım.

İlki mantıklıydı ama ikinci tamamen vakit geçsin diyeydi.

Özür dilerim abla.

Sevde’ye mesaj attım.

Cevap gelene kadar,

İnsanları inceleyeyim en iyisi biraz

Denizin dibine nasıl oturmuşlar

Ben otursam kesin düşerim.

Şu an otursam düşerim

Heyecandan.

Yarını bilemem

Yarın belki de düşmem.

Selfie diyorum iyi ki var.

Yoksa insanlar yan yana otururken ne yapardı

Konuşurdu.

Yine konuşurlar ama paylaştıkları resmin altında.

Yok şu an hiç bu gelişen teknolojinin

götürdüğü iletişim hakkında parçalama yapamam.

Zaten

Zaman geçmiyor.

Geçiyor.

Geçmiyor.

Geçiyor.

geçmiyor çıktı.

Acaba bu ağaç laleyi sevdi mi?

Gelmiş dibine ekmişler

Hani personal space

Nerde ağacın kişisel alanı?

Aman canım onu da ağaç düşünsün.

Yok olmuyor ne heyecan diniyor

Ne zaman geçiyor.

Bu arada

Esen rüzgara da ayrı bir sinir oldum.

Semaver çayı kokusu getiriyor.

Ohh bakıyım valla miss gibi.

E gidip alsana demeyin.

Bu heyecanla onu da içemem

Yarın olsa içerim.

Ama şimdi içemem.

Dökerim.

Sonra üstüm kirlenir.

Uyuz olurum.

Bir de onunla uğraşamam

Aaa

Paranoya mı oldum.

Heyecan adamı paranoya yapar.

Neyse vapur geldi.

.

1 saat sonra

.

meğer heyecan adamı diri tutar

deneyim üstüne deneyim katarmış.

Özgüven yükseltir.

İyi ki yaptım dedirtirmiş.

Ama bunların hepsi neye heyecanlandığınıza bağlı.

Neye heyecanlandığın.

Heyecanlandığın.

Diyorum.

Heyecan.

Şimdi semaverden çay alıp,

Denizin dibine oturabilirim.

…yukarda yazanlar diyorum bana ait. fikre saygı 🙂

symakrlkn@gmail.com

facebook.com/biavuc