Birlik İçinde Çokluk

image  El-vahdetu fi’l-kesre ve’l-kesretu fi’l-vahde, bir başka deyişle birlik içinde çokluk, çokluk içinde birlik. Şu som üç dört aydır bu tabir ile o kadar çok karşılaştım ki bu yüzden sizinle de tekrardan paylaşmak istedim. Hatırlarsınız eski blogumda Marmara İlahiyat Camii’yi anlatmış ve bu mevzudan ilk orada bahsetmiştim. Ama biz yine de okumayanlar için en baştan bir ele alalım.
İlk olarak en basit örnekten yola çıkalım. Bir elimizde beş parmak, tırnak yirmiye yakın kemik var oysa hepsi sadece bir elimizde. Yani elimiz vahdet; parmaklarımız, kemiklerimiz kesret. Bakın Çokluk içinden birliğe vardık.
Diğer bir örnek, aslında bu yazıyı tekrardan kaleme almamın da asıl sebebi olan fotoğraftaki ağaç. Tek bir gövde, altı yedi dal, yüzlerce yaprak, çiçek… Çokluğun bir gövde de birlik olmuş hali. Başlangıç toprak, Varış noktası gökyüzü. İki durak arası onlarca yol.
Aslında bizimde hayatımız da böyle değil mi? Sonuca vardığımız yollar birbirinden farklı olsada varmak istediğimiz nokta aynı değil mi? Bir elin parmakları nasıl birbirlerini kıskanmıyorsa; dallar nasıl hep birlikte gökyüzüne doğru yol alıyorsa bizde toplum olarak birlik olmayı öğrenmeliyiz. Kesretten vahdete varabilmeliyiz.
Tabi ki ufak bir dipnot belirtmeliyim ki farklılık aykırılık anlamında değil. Esas olan farklı yollardan aynı sonuca ulaşmak. Başlangıç ve bitiş aynı noktadan değilse vahdete varabilmek de mümkün değil. Nasıl ki kangren olan parmak kesilirse, nasıl ki kuruyan dal düşerse bu durumda aykırılık ve sapıtıklık da aynı kadere mahkumdur.
Uyarı : Sitemdeki yazı ve fotoğraflar şahsıma aittir.