Üşengeçlik ve Zamansızlık Arasında

imageÜşengeçlik ve zamansızlık arasında bir yerlerde yaşıyorum. Aylardır yapmak istediğim basit şeyleri zamanım olmadığından yapamıyorum. Zamanım olduğunda ise ‘’ayy kim gidicek , alıcak, yapıcak şimdi,’’ deyip üşengeçlikte rekora koşan cümleler kurup oturuyorum. En çok da yemek yemek konusunda üşeniyorum. Bazen de zaman bulamıyorum. Tabi bu sadece basit bir örnek. Hazırsanız diğerlerini sıralıyorum.

Böyle çok üşengeç biriymişim gibi de düşünmeyin yani. Mesela bir şeyi taktıysam kafama yapana, yaptırana kadar uyuyamam. Ya da aklıma bir fikir gelsin yataktan kalkar yaparım. Peki neye mi üşeniyorum? Onları bir alt paragrafta anlatacağım canım, dur ilk önce zamansızlıktan yakınayım.

Yaklaşık bir aydır her hafta bu Çarşamba Kadıköy’e gideceğim ve ‘’bi gez’’ yazısı yazacağım diyorum. Yok olmuyor. İstisnasız her Çarşamba bir işim çıkıyor. Gidemiyorum. Bu durum kuzguncuk ve adalar için de geçerli.

Bir de üşengeçliğim var. Bir yıldır aklımda süper mantıklı ama bol uğraştırıcı bir fikir var. Evdeki bütün kitapları bilgisayarda excele girmek. Düşünsenize bir kitabı aradığımda kendi kendime yardımcı olabilir miyim diye sorup, kitabın adını sistemde aratacağım. Müthiş havalı. Tabi ki şakası bir yana yapabilirsem aradığım her kitabı rahatça bulabilirim. İnşallah yapacağım. İnanıyorum.

Dediğim gibi üşengeçlikle zamansızlık arasında bir yerlerde yaşıyorum. Ama bu iki nokta arasında yaşayan bir ben değilmişim. Bunu da duyduğumda nasıl sevindim anlatamam. Nerden mi vardım bu kanıya?

İki gün önce TRT Akademi dergisinin bizim okulda (Marmara üniversitesi İletişim Fakültesi) düzenlediği söyleşiye konuşmacı olarak katılan Levent Erden başta olmak üzere bütün salon zamansızlıktan yakındığında, sanırım bu duruma sevinen bir ben oldum. Ohh be dedim, zaman kimseye yetmiyormuş.

Gerçi konferansta üşengeçlik hakkında pek bir şey söylenmese de eminimin ki salonun en az yarısı bu durumdan da mustariptir.

Son olarak yazımı Levent Erden’in konuşmasından bir cümle ile bitirmek istiyorum.

‘’Günler 24 saat buna zam yok.’’

Dayanamayıp bir cümle de ben ekleyeyim. Zihnimizdekileri, elimizdeki zamana sığdırmak zorundayız.

UYARI: Sitemdeki yazı ve fotoğraflar şahsıma aittir.

1 Comment

  1. Eskisi cok doldu, yavasladi, copluk oldu diye yeni telefon aldim. ‘Oh be’ sonunda evresini birkac dakikada atlatip ‘burdakileri bosaltip rehberimi eszamanlamam gerekiyo’ kismina geceli tam 2 ay oldu. Cift telefonla gezmenin zorlugu umrumda bile degil. Zamanim yok yani ondan.

Comments are closed.