Depresyona Giriş Ders:1

imageDepresyona Giriş Ders Bir

Bir haftadır içim içime sığmıyordu. Kimseye söyleyemiyor olmak benim için en zoruydu. Gözümü kapatamıyordum ki açarken o anı düşünmeyeyeyim. Yok artık, oha inanamıyorum, ayy…. diye cümleler kuruyordum. İçimden ama bağırarak.
Bloga yazı yazmayı bırak, okuduğumu bile anlayamıyordum. Kafam o kadar karışıktı ki. Tek yaptığım elimde bir kalem ve defterle not alıp, hazırlamaktı. Hocama mail atıyordum, söylediğim üç beş kişiye fikir soruyordum. Hepsi en az benim kadar heyecanlıydı.
Heyecanımı önüme gelen herkese anlatmamak için kafayı yiyordum. Ne giyeceğimden, ne diyeceğime, elimi kolumu nereye koyacağıma kadar her şeyi düşünmüştüm… meğer hepsi nafileymiş…
Anladınız değil mi? Bir hafta boyunca hazırlandığım o 15 dakika iptal oldu.
Ellerimde milyonlarca hayal kırıklığı…. peki şimdi ne yapacağımlı sorular… bakın bloga bile yazı yazıp, kitap, dergi filan okuyorum.
Ve bugün okula dahi gitmedim. Depresyona adadım kendimi.bu sefer çok yüksekten çakıldım. Anlatamam.
Anlatsam zaten inanmazsınız. Gülersiniz. Şimdi kendim bile inanamazken, siz nasıl inanacaksınız?
Ha zaten gerçekleşseydi. Sizden gidip almanızı okumanız, okurken ağlamanızı filan isteyecektim. Bilboardlara ilan verip önünde fotoğraf filan çekecektim. Burnum havaya kalkacak. Nefsim level level atlayacaktı. Ay ne bileyim işte kendimi bişey sanıp blogda ‘’bi sey’’ kategorisi açardım.
Ama yok olmadı.
Kader.
Oysa kaderin üstünde kader…
Şimdi izninizle kendimi tesellilere boğup, hayatın anlamsız olduğuna kanaat getireceğim. Depresyon şarkıları dinleyip, kendime en ağır kelimelerle yürüyeceğim.
Son olarak dikkat ayağınıza yerdeki hayal kırıklıkları batabilir.
Ay ismail yk mı dinlesem ben acaba?
Facebook da kanayan güllü fotolar mı paylaşsam.
Ya da beatbox yapıp yetenek yarışmasına mı katılsam?