Kaç Çaresi Var Abdulkerim’in

imageHer akşam olduğu gibi yine parka gelmiş yürüyorduk. Tam köşeyi dönerken 6-7 tane çocuğun bir araya gelmiş bir şeyler konuştuğunu, para paylaşımı yaptıklarını gördüm. Kıyafetlerinden, kaşlarından, saçlarından belli ki Suriyelilerdi.
Biz onlara böyle dikkatli bakarken onların bizi fark etmemeleri imkansız bir durumdu tabi… İki tanesi hemen koşa koşa yanımıza geldi. Yarım yamalak bir türkçe ile “abla elli kuruş” dedi. İlk başta klasik duymamazlıktan gelme, yürüyüş temposunu düşürmeme taktiklerine büründük.
Ama o güzel gözleri nasıl görmeyeceksin? O henüz 4 yaşında bile olmayan çocuğu nasıl yok sayacaksın? Peki onu burada dilendirten büyüklerinin ekmeğine yağ sürüp nasıl bu çocuğa para verip susacaksın?
“Ne yapacaksın parayı” dedi kardeşim. “Abla ihtiyaç” dedi. H’ler gırtlaktan çıkıyor, ablanın a’sını ise uzatarak söylüyordu.
“Adın ne senin” dedim. Büyük olan kendini gösterdi ve Abdulkerim dedi. Göz göze geldik o an. Yok böyle bir güzellik nasıl gözler onlar Abdulkerim. Nasıl güzel yararmış Yaradan! Belki de altı yaşında bile deği ama gelmiş hiç bilmediği bir yerde dilendiricilik yapıyor.
Onlar suriyeli değil diyeniniz olacak belki, Hatay’ın bir köyünden gelmişler diyeceksiniz. Bir bunlar eksikti diyenlerinizde vardır eminim. Sadece şunu sormak istiyorum?
” kaç çaresi var Abdulkerim’in ”
Söylesene sevgili okuyucu Kaç çaresi var Abdulkerim’in
A) Ya şehrinde kalıp Umran olacak.
B) Ya kaçmaya çalışıp Aylan olacak.
C) Ya da?
Ne olacak? Bir gündür düşündüğüm tek şey bu n’olacak Abdulkerim’in ne?
Ah be çocuk ah! Senin bu ahın kimin elinde petrol olarak kalır söylesene. Her şeyi geçtim. Petrol ne bilir misin sen?
Acı?