Hiç Bir Şey Düşünmeme Düşüncesi

Siz de öyle misinizdir bilmiyorum ama ben televizyon izlerken, kitap okurken, yolda yürürken ama en çok da otobüste veya metroda giderken milyon beş yüz altı seksen bin tane şey düşünürüm. Sonra bir şeyler düşündüğümü fark edince de hiç bir şey düşünmeme düşüncesi içerisine girerim. Biraz karışık bir terim ama anlatayım.

Düşünmekten yorulur ya insan, ama başka bir şey yapma çaresi de yoktur. Yani düşünmeden duramayız sonuçta. Siz durabiliyor musunuz? Ben duramıyorum. İlla düşünecek bir şeyler bulurum. Mesela en ama en basiti ‘’yarın ne giysem?’’ hatta daha da basiti susamış olmamama rağmen ‘’acaba su içmeye şimdi mi gitsem yoksa birazdan mı?’’ Yok valla tembellik değil.

Yani diyorum ya hiç bir şey düşünmeden duran bir insan düşünemiyorum.

Ama şu sürekli bir şey düşünme hali de bir yerden sonra canına tak ediyor insanın. Kafa yorgunluğu yapıyor, düşünsene sürekli bambaşka konulardan bambaşka konulara geçiyorsun. Yarını düşünürken birden iki gün önce başından geçen bir olay geliyor aklına, sonra daha da eskisi ya da birden pat diye televizyonda gördüğün bir haber belki de sokaktan geçerken gördüğün biri, bir dilenci, ne biliyim işte, geçiyor illaki aklından milyon bin tane şey…

İşte o, canına tak etme esnasında yaptığım saçma davranışa da bu adı verdim ‘’ hiç bir şey düşünmeme düşüncesi ‘’. Yaptığım şey olağanüstü basit ve anlamlandıramayacağınız kadar saçma ama yine de anlatayım.

Boşluğu düşünmeye çalışıyorum. Yani bildiğimiz boşluğu. Düşünebildiğim kadar düşünüyorum. Bom boş… ama o zamanda işte ” hiç bir şey düşünmeme düşüncesi ” başlıyor. Yani yine paradoksa çıkıyor sonuç….

Şu yeşil evin önündeki sandalyede oturup bir kahve içelim mi? Düşünmeyi düşünürüz… Sonuçta, düşünmek için varız, düşünmek ile varız ve düşündükçe varız…