Instagram’dan Bi Kız Şüheda Nur

Instagram o zaman böyle değil tabi kocişkolar, butikler filan daha türememiş. Fonda çimenleri, önde ayakları çekmek baya moda… en popüler filtre nashwille… masanın üstüne lüks marka arabaların anahtarlarını koymak henüz hiç kimsenin aklına gelmemiş… herkes biraz olduğu gibi ya papatyaları çekmiş ya yaptığı bir resmi… işte o zamanlar da takip etmeye başlamıştım ben Şüheda Nur’u.

Sonradan öğrendim ki meğer tanışıkmışız çok önceden beri lakin benim bilinçaltımın yok etmek istediği bir devirde, arada kaynayan güzel insanlardan biriymiş kendisi. Daha utanç verici bir durum varsa onun beni hatırlıyor olması. Olacak iş değil. Orta okul yıllarımı hafızalardan silemez miydik oysa? İşte silemiyormuşuz. -Ben orta okulda ergenliğimin tavan yıllarını yaşarken o aynı okulda lisedeki kuzenlerimin yakın arkadaşıydı.-

Geçen hafta Şuheda’ya (şüheda ablaya) baya dm’den yürüdüm. Onun beni hatırlayacağına ihtimal vermiyorum tabi… resmi resmi röportaj teknikleri dersinde ne öğrendiysem döktürüyorum. Mesajı atmamla ‘’şeymacımm’’ diye başlayan cevabının gelmesi üç dakika sürmedi. İlk başlarda biraz geçmiş yılların dedikodusunu yaptık tabi, iyi kötü yanlarını yad etmeler filan… sonra tüm mütevaziliği ve içtenliğiyle ‘’ben fenomen değilim ki yani, röportaj yapılacak biri miyim bilmiyorum. Ama aslına bakarsan bana da çok fazla soru geliyor.’’ Dedi.

Uzun lafın kısası her gün fotoğraflarını beğendiğiniz Instagram fenomeni Şüheda Nur’a dair her şey hemen bir alt satırda sizleri bekliyor.

img_6268

 Şüheda Nur Kimdir? Kaç yaşındadır? Ne yapar? Ne eder? 

” Şüheda Nur Kimdir?” Hmm… Bence bu soruyu ben değil, dışarıdan beni görenler cevaplasın. Ben kendimi tarif etmeyi beceremem çünkü, kendimle ilgili sıfatlar koymayı da sevmem ismimin önüne. Bana göre kendi halinde, hayalperest ama hayal kurarken bile realist, hayattan keyif almaya çalışan sıradan bir insanım.

24 yaşındayım, Boğaziçi Üniversitesi-Batı Dilleri ve Edebiyatları mezunuyum. Edebiyata ilgi duysam da, mezun olduktan sonra öğretmekten çok keyif aldığımı fark ettim. Bir üniversitenin hazırlık okulunda yabancı öğrencilere okutmanlık yaptıktan sonra, gençlerle çalışmaya tam anlamıyla aşık oldum diyebilirim. Bu yüzden kariyerime üniversite ve üzeri seviyedeki öğrencilere İngilizce eğitmenlik yapmak üzerine devam ediyorum. Şuanda da bu hedefim üzerinde Cambridge’den eğitim alıyorum.

img_6267

Instagrama nasıl katıldı? Nasıl bu kadar takipçi edindi? Popüler olduğun ilk zamanlar şaşırmış mıydın bu insanlar neden fotoğraflarımı bu kadar beğeniyor diye? 

Instagram’a 2012’de -resmen yaşlanmışım:/- herkes gibi “bu neymiş ki yea?” diyerek katıldım, he bir de Facebook’u akrabalar, konu komşu sarmaya başladığı için kapatınca yeni bir sosyal medya arayışına girdim 🙂 Nasıl takipçi edindiğimi ben de bilmiyorum açıkçası, fotoğraf konusunda profesyonel değilim, herhangi bir iş amacıyla da kullanmıyorum. O yüzden takipçi edinme gibi bir derdim olmadı hiç. Ama sanırım ilk olarak eşimle sözlendiğimiz gün birlikte fotoğrafımızı paylaştıktan sonra bir anda çok kişi takip etmeye başlamıştı. Çok dediğim 800 kişi falan olmuştu, ama biz baya şaşırmıştık:)

Fatih’le fotoğraf paylaştıkça toplu takipçi geliyordu, hatta eşim dalga geçiyordu “insanlar seni değil beni takip ediyor, asıl fenomen benim” diye. Ama eşimle fotoğraf paylaşmayı da azalttım sonrasında, bir çoğunu kaldırdım hatta. Yine de ilgi devam etti, sanıyorum beni takip edenlerin çoğu hayattan aldığım -almaya çalıştığım- keyfi hissediyor, bu yüzden hepsiyle aramızda güzel bir enerji oluşuyor:) Zaten ben fenomen gibi değil, binlerce insanla muhabbet edebildiğim samimi bir ortam, açık bir günlük gibi kullanıyorum instagram’ı, muhabbeti seven herkesle güzel anlaşıyoruz profilimde.

img_6271

Instagramda fotoğrafının altına en çok gelen yorum ”Eşinle nasıl tanıştığın”?

Aslında öyle merak edildiği kadar enteresan bir tanışma hikayemiz yok, aynı sosyal çevredeydik ve tanıştık ama daha en baştan birlikte ömür süreceğimizi hissetmiştik diyebilirim. Zaten asıl enteresan kısmı bizim ilişkimizin gelişmesi oldu, çünkü aramızda hiçbir şey yokken, tanıdık tanımadık, uzak yakın, birbirinden alakasız herkes bizim aramızda farklı bir şey olduğunu ya da olacağını hissedip bize söylüyorlardı. Hatta hissetmekten ziyade olsun diye baskı yapanlar da vardı. Ve bu durum çok çok komik noktalara gidiyordu. Yani Fatih’i tanıdığım andan itibaren etrafımızdaki herkes düğünümüzü öngörüyordu diyebilirim.

Fotoğraflarını çekerken nelere dikkat ediyorsun en çok neyin fotoğrafını çekmekten hoşlanıyorsun? Fotoğrafları düzenlemek için hangi applicationları kullanıyorsun? 

Doğayı ve doğal güzellikleri fotoğraflamayı çok seviyorum. Bir de tabii renkli olan her şey. Herkes artık tanıdı; renkli, çiçekli, böcekli bir şey görünce dayanamıyorum. Daha doğrusu renkli ve doğal şeylere bakmak beni mutlu ediyor, enerji veriyor, bu yüzden çekip paylaşıyorum, herkes görüp enerji dolsun istiyorum🙂

Sanırım en çok fotoğrafın simetrik olmasına dikkat ediyorum. Hatta başkalarının yamuk fotoğraf paylaştığını görünce bile irrite oluyorum, düzeltesim geliyor:)) Düzenlemek için eskiden çok kullanırdım ama çok uzun zamandır app. veya filtre kullanmıyorum. Fotoğrafların doğallığını korumayı seviyorum. Sadece instagram’ın kendi ışık ayarlarıyla düzenliyorum.

img_6278

Günlük hayatta neler yaparsın? Bir ara tezhiple uğraşıyordun galiba?

İstanbul’da yapacak şey çoktu, hem sosyal hayatım çok hareketliydi, hem çalışıyordum. Buraya gelince biraz boşluğa düştüm aslında. Kursum, misafirlerim, buradaki arkadaşlarım son zamanlarda baya günlerimi dolduruyor çok şükür. Bunlar dışında yürüyüş çok yapıyorum, her gün muhakkak yürüyorum. Sonbaharda kahve alıp bir parkta kitap okumak favorimdi mesela. Bir de burada sürekli yemek yapıyorum ya, bunu hiç düşünmemiştim gelirken:) Burada dışarıdan yemek yeme şansımız pek yok, helal olsa bile yağlı, hamurlu, GDO’lu diye hazır çoğu şeyden kaçıyoruz. Doğal olarak kahvaltı, akşam yemeğine ek olarak her gün öğle yemeği de pişirip gönderiyorum eşime. Burada eskisinden daha çok ev hanımı oldum.

Tezhip eskisi kadar sık olmasa bile çizim yapıyorum hala. Kuru boyalarım, suluboyam ortada durur hep. Çalıştığım dönem ve buraya taşınma sürecimizde tezhibe vakit ayıramadım bir süre ama hala devam ediyorum aslında. Buraya gelince bir tablo bitirip anneme hediye ettim bile. Bu kış tekrar tezhibe yoğunlaşmayı planlıyorum:)

İstanbulu illa özlüyorsundur ama ailen dışında en çok İstanbul’da neyi özlüyorsun? 

Sıcak simit… ya da döner… pardon Adana dürüm… yok yok kaymaklı künefe….Yani kısacası yemeklerini! Ailemle, dostlarımla yine görüntülü konuşuyorum hasret gideriyorum peki ya yemeklere olan hasretim? Geceleri Antep’teki kebapçıların paylaştığı videoları izleyerek uyuyakaldığımız çoktur…

Ha bir de ezan tabii ki. Geleli 8 ay oldu, hala sürekli dışarıdan gelen sesleri ezan sanıyoruz.

img_6272

Nedense bizim ülkemizde hep bir yurtdışında yaşama arzusu vardır açıkçası ben gideyim gezeyim döneyim kafasındayım ama birçok insan buralardan gitmek istiyor. Sen Amerika’da yaşayan biri olarak bu durumu değerlendirir misin? Yurtdışında yaşamak neden çok güzel geliyor insanlara? Ve Gerçekten o kadar güzel mi?

Yurt dışında yaşamak güzel bir tecrübe gerçekten. Bu ister Amerika, ister başka ülke olsun; dünyaya, insanlara, yaşanan olaylara bakışın değişiyor. Daha anlayışlı, daha tahammüllü oluyorsun. Her şeyden önemlisi, kendi hayatına uzaktan bakma şansın oluyor. Ben buraya gelince Türkiye’deyken düşündüğüm, yaptığım, önem verdiğim bazı şeylerden pişman oldum mesela, hayatı daha sade, daha basit, daha başkalarının yargılarından uzak yaşamayı öğrendim çünkü. Bence bu yurt dışında yaşamaktan ziyade kendinden ve hayatından uzaklaşmak aslında güzel olan ve bu insanı gerçekten olgunlaştırıyor.

Ama başka bir ülkede temelli yaşamak… Kesinlikle özenilecek bir şey değil bence! Biz de ne kadar burada durursak duralım ülkemize dönmek istiyoruz sonunda. Yurt dışındaki cezbedici her şeyin daha güzeli kendi ülkemizde var aslında. Kıymetini bilmeyip kötü değerlendiriyoruz bazen sadece. Ayrıca yurtdışında yaşamanın güzel gelmesi tamamen dışardan bakıştan kaynaklanıyor. Güzel yönlerini görüyor insanlar, algıda seçicilik… Ne gibi zorlukları olabileceğini kimse hesaba katmıyor. Dünyanın en güzel ülkesi de olsa vatanından uzak olmak gurbettir.

img_6270

Ne gibi zorlukları oluyor mesela?

Yurtdışında doğmuş, büyümüş, tüm ailesi çevresinde olanlar var, onlar çok daha şanslılar gurbet açısından. Ama sonradan evini, düzenini, aileni, çevreni, yani her şeyini bırakıp gitmek bambaşka. Psikolojik olarak çok zorlayıcı olabiliyor. Her ne kadar Fatih bana yalnızlık hissettirmemek için tüm yoğunluğuna ve stresine rağmen gece gündüz uğraşsa da ve ben her şeyin iyi yönünü görmek için çabalasam da ilk geldiğim aylar çok zorlanmıştım alışmakta. Sık sık ağlıyordum.

Bir de mesela bir derdin olduğunda ailenin ve çevrenin yanında olmaması çok zor. Bir ara ciddi bir rahatsızlık geçirmiştim burada, hem fiziksel hem psikolojik olarak zor bir dönemdi ve burada tek başıma olmak o zaman çok ağır gelmişti.

Bir de tabii ülkedeki olumsuzluklar… Oradan nasıl görünüyor bilmiyorum –ki çok bencilce yorum yapanlar oluyor– ama ülkede bir sıkıntı olduğunda uzakta olmanın, bir yabancı gibi haberlerden takip etmenin, yanında olanları konuşmak, sinirlenmek için bile birilerinin olmamasının ne kadar acı verdiğini yaşamayan bilemez gerçekten.

O yüzden bence herkes olduğu yerin kıymetini bilsin. Herkesin kaderi ayrı yerde, ayrı şartlarda yazılmış. Önemli olan kendi kaderimizle barışık olup, imtihanımızı en doğru şekilde vermek.

img_6276

Sosyal medya nazarı denen lanet bir durum var.  Normal nazardan bile daha kötü ve daha çabuk. Herkes iyi gözle bakmıyor paylaşım yaparken korkmuyor musun? 

Evet; nazar bir gerçek, ama ben nazar korkusunun insanın hayatını etkilemesine de karşıyım açıkçası. Bir de –buna karşı çıkanlar olacaktır ama- fotoğraftan nazar değeceğini düşünmüyorum ben. Göz değince asıl işler sarpa sarıyor. Çünkü fotoğraf paylaşınca hiçbir şey olmazken, toplu bir ortama girince bazı olumsuzluklar yaşıyorum.

Ben de ünlü veya hayatı göz önünde olan tüm insanların nazardan ölmesi gerekirdi o zaman diye düşünüyorum. Ayrıca sosyal medya yüzünden kötü gözle bakan 2 katına çıkıyorsa, iyi gözle bakıp dua eden de 5 katına çıkıyor. Bence birbirini fazlasıyla dengeliyorlar.

img_6274

Instagramda severek takip ettiğin kimler var? Ayrıca instagram biraz kasmadı mı yani lüks hayatların yaşandığı bir yer oldu basmakalıp fotoğraflar filan…

Öyle maalesef. Ama gösteriş merakı instagram’a özel bir durum değil, çağımızın sorunu. Yani instagram’ı kapatıp sokağa çıksanız yine aynı durumla karşı karşıya kalırsınız. Tabii yine de kasıntı olup beni de kasan birçok hesabı unfollow ettim ben bir süre önce. Hayli rahatladım. Herkese de tavsiye ederim, sizi sinir eden, gündeminizi meşgul eden, dedikodusunu yapmaya yönlendiren hesapları niye takip ediyorsunuz ki? Hem yok yere günah sebebi, hem kendinize işkence.

Ayrıca bunlara karşın şahane instagram kullanıcıları var, bu yüzden ben hala keyif alıyorum. Bunlardan bazıları naif ruhuna bayıldığım @bibliophile, arkadaşım olmasa da ilk takip edeceğim 10 kişiden olurdu dediğim @mzdogan –veya @bifincanhuzur – yaratıcılığına hayran olduğum güzel arkadaşım @fosyolog, çocuklarını kaçırıp kendi nüfusuma geçirmek istediğim @amberfillerup 😀 Bir de dün @gulseirecler ‘i takip etmeye başladım; profillerimizin konsepti farklı ama eğitimini, karakterini, ruhunu biraz kendime benzettim hatta. Tabii benden çok daha başarılı bir arkadaş, çok sevdim profilini. Ayrıca çizim sayfalarını takip etmekten çok keyif alıyorum. Farklı sanatçıların çizimlerinin toplandığı @nawden hesabını önerebilirim mesela. Daha önerebileceğim bir çok sayfa var ama bunlar ilk aklıma gelenler.

img_6275

Biraz da kısa cevaplı sorulara geçelim.. Bunların bir kısmını instagramda gelen yorumlar topladım bunu belirtmeliyim.

Ay bu şarkıyı dinlemeden duramam dediğin şarkı/lar: Düş Sokağı Sakinleri’nin Üç (1999) albümündeki tüm şarkılar. Kendimi bildim bileli dinliyorum sıkılmadan. İçimde başka bir yeri var. Fikret Kızılok sevmeyen yoktur zaten, ben de sık sık dinlerim özellikle “Zaman Zaman”ın ayrı bir anısı var bende, o yüzden çok severim..

Son 3 senedir John Legend-All of Me’yi sürekli dinliyorum, sözleri o kadar derin ki, insanı her dinlediğinde baştan aşık ediyor.

Arkadaşım ödünç istese vermem dediğin kitap/lar: Charlotte Bronte-Jane Eyre, Jane Austen-Persuasion, Rasim Özdenören ve Cahit Zarifoğlu’nun tüm kitapları.  (Baya da cimriymişim)

Şu renk olsun üç kuruş fazla olsun: Taba-Kiremit rengi

İzle izle bıkmam dediğin film/ler: Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) en az 10 kere izlemişimdir, 100 kere daha izlerim. Bir de Harry Potter serisi, deli severim.

Yerden yaklaşık olarak … kadar yükseğim (boy) hahah bayıldım soruya 1.73 boyum.

Çok mu gökdelen ya oralar: Buralar kadar yeşil yer zor bulunur Türkiye’de 🙂 Downtown yani şehir merkezi dışında 3 kattan yüksek bina yok neredeyse.

Bütün yollar nereye çıksın isterdin: Biraz romantik kaçacak ama tüm samimiyetimle… eşime:)

Kendine arkadaş edindiğin cümle: “Biz aslında kaybettiklerimiziz. Kendisi kaybolunca anlamı parlayan şeylerle kuşatılmış durumdayız.” Bu yüzden sahip olduklarımı kaybetmeden kıymetini bilmeye, geç olmadan hak ettikleri değeri vermeye çalışırım.

Elime geçen parayı buna harcayabilirim: Gezmeye, yeni yerler görmeye.

Kahve/Çay: Hiç tereddütsüz, çay!

 Ve bir kez de buradan Şüheda Nur’a çok teşekkür ediyorum, beni kırmayıp teklifimi kabul ettiği sorularıma içtenlikle cevap verdiği için. Ama şey bir şey istesem orta okuldaki halimi hafızandan silsek ya olur mu? Valla bak. Olur mu? Neyse hadi…

fotoğraflar: instagram.com/suhedanur

2 Comments

  1. Canimm suhedam ❤ instagramda en çok keyif alarak takip ettiğim minnoş ‘um ..gözümü kırpmadan okudum 🙂 allah karşına gönlüne göre insanlar çıkarsın her daim..seviliyosun ✌

  2. Severek takip ettiğim güzel yürekli insanın röportajını sonunda okuyabildiimm..
    Senin hakkında bir şeyler öğrendikçe mutlu oluyorum . Herşey gönlünce olsun.. Allah a emanet güzel insan .
    Sevgilerle

Comments are closed.