Gerçekten Zor Mu? Yoksa Bize Zor Dedikleri İçin Mi Zor?

Bu tempoda bir blog tutmak zor değil mi? Ciddi emek istemiyor mu? Fotoğrafları da mı kendin çekiyorsun? Her şeyiyle mi sen ilgileniyorsun? Gibi sorular almadan önceye kadar blog tutmanın zor olduğunu hiç düşünmemiştim.

İki gün üst üste yazı yazmasam ” ay bu sefer yetiştiremedim.” diye düşünüyordum. Planlamada bir sıkıntı yaptım, çizelgeyi yanlış hazırladım filan diyordum kendi kendime.
Kısacası suçu kendimde arıyordum. Ortada zor bir şey yoktu bir yerde eksik bir şey yapmıştım tüm mesele buydu.

Sonra sonra, nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde bi avuç o kadar çok ilgi görmeye başladı ki. -Kabul edeyim ben buna inanamadım, hatta hala inanamıyorum.- Çevremdekilerden, sosyal medyadan sorular filan almaya başladım. -yok canım daha neler ama valla gerçekten-

“Ya işte ben de blog açayım diyorum ama çok zaman ayırmak gerekmiyor mu? Nasıl yapıyorsun? Hep düşünüyorum ama zaman ayıracak vaktim yok. Blog açtım ama devamını getiremedim…” falan filan…

İnanır mısınız bu sorulara hep şöyle cevap veriyordum. “Yoo bana zor gelmiyor. işte maksimum bir saatte bütün işimi halledebiliyorum. Hem çok zevkli zaten, niye zor olsun ki?..

Şimdilerde ise yeni yazı yazmak deli gibi istiyorum, aklımda yeni fikirler dolu dolu. Gel gör zor geliyor vakit bulamıyorum.
Yazıyı yazsam, fotoğrafını çekemiyorum. Elimdeki fotoğraflar yazdığım yazılara uymuyor. Sonra bu ikilemler arasında okuldan ödevler, sınavlar derken bir bakıyorum haftada sadece iki yazı yayınlayabilmişim.
Nerede haftada fix beş yazı çıkaran bi avuç?

“Ne yani sen sana nazar değdirdiğimizi mi düşünüyorsun?” Demiyorsunuzdur inşallah içinizden, zira ben konuyu başka bir yere bağlayacağım.
Nereye mi bağlayacağım? İşte hemen yazının başlığına.

Gerçekten Zor Mu? Yoksa Bize Zor Dedikleri İçin Mi Zor? ”

Blog yazma olayı benim kişisel bir örneğimdi ama siz onun yerine hayatta size ne zor geliyorsa onu koyun ve düşünün.
Gerçekten zor mu?
Bu soruya cevabı sizce hangi kitapta buldum? Çok şaşıracaksınız ama bu sorunun cevabını da Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam kitabında buldum. Aynen şöyle diyor kitapta:

” – Bazı şeyler üzerinde duruldukça önem kazanır, kendiliğinden bir önemleri yoktur oysa.
-yani?
– Engel diye düşündüğün şeyi düşünmemiş olsaydın engel olduklarını hiç bir zaman fark etmeyecektin.
– Ama var oldukları için düşünüyoruz onları.
– Acaba? Belki de biz var kılıyoruz onları. Biz düşünmesek var olmayacaklardı. “

Anlatabildim mi?

Ha bir de yukarıda mevzusu geçti diye söylüyorum “insan en büyük nazarı kendi kendine değdirir, başkasına ne hacet.”

Bu kitap hakkında ki diğer yazımı okumak için tıklayınız.