Unutur Gideriz

Durup dururken bu fotoğraf nereden çıktı ya da bugün yılbaşı neden acıklı olaylardan bahsediyorsun diyebilirsiniz. Belki de haklısınız bilmiyorum ama dün gece bu fotoğrafa her zaman baktığımdan farklı baktım ve bu sabah ise gece hissettiklerimi yazmak istedim.

Zamanı, geçmişte kalmışlığı(!) bizim alışmışlığımız hepsini bir kenara koyup bu fotoğrafın acısını bu fotoğrafın yıllarca hatırlanmasını istedim.

İnsan bakınca acıyor. Üzülüyor. Sonra zihninin bir köşesine atıp hayatına devam ediyor. Bir fotoğraf albümüne bakar gibi onlarca Halep fotoğrafına bakıp hepsine bir kaç dakika üzülüp sonra unutuyor. Çünkü dile getirmesekte unutmamız gerektiğine inanıyoruz hayatın devam ettiğine ve bizim buna takılıp üzülmemiz için sadece bir kaç dakikamız olduğuna inanıyoruz.

Lafı geçtiğinde Esed’i aşağılayıp lanetleriz. Sohbet arasında Halep’tekiler ne yapsın der etrafımızdakileri içimizdeki merhamete inandırırız. Sonra unutur gideriz. Unutur gideriz çünkü bize uzak. Uzak mı? Savaş sınırımızın sadece 45 kilometre uzağında benim okulum ise evime 30 km uzaklıkta. Bilmem uzak mı? Ne dersin?

Dün gece fotoğrafa baktığımda kendimi ilk önce kardeşini taşıyan abinin yerine koydum. Üç kardeşin ortancasıyım Allah korusun, Allah vermesin böyle bir durum da hiç tereddütsüz aynı şeyi bende yapardım. Sonra onun duygularını anlamaya çalıştım. Sizce O çocuk şimdi kendini 7 yaşında mı hissediyor. Bence O çocuk kendini şimdi bir baba gibi bir anne gibi hissediyor. Belki de hayatta kalan tek kardeşini korumak için elinden geleni yapacak güçte zannediyor. Kendi korkusunu kardeşine hissetirmemeye çalışıyor. Savaştan kaçıyor. Bombadan kaçıyor. Ölümden kaçıyor. Kaçamasa da kaçmaya çalışıyor.

Sonra kendimi kardeşinin yerine koydum. Ablamın kucağında böyle savaştan kaçtığımı düşündüm. Şu an aklıma getirmek yazıya dökmek istemediğim bütün ihtimallerin gerçekleştiğini ve yalnızca ikimizin kaldığını düşündüm. İçim ürperdi. Gözlerim doldu. Ama yine de ablamın varlığına bütün korkularıma rağmen onunla birlikte olduğuma belki de bombaların altında güvende olduğumu hissedebilecek kadar ileri gittim.

Tam bunları düşünürken kardeşini kucağında taşıyan çocuğa tekrar baktım. O artık gerçekten bir çocuk değildi. Onun gözleri belki de artık hiç gülümsemeyecekti. O yaşıtlarıyla bundan sonra asla bir olamazdı. O artık bir kahramandı benim için. Ve bu artık bir fotoğraf da değildi bu artık çok daha fazlasıydı. Zihnimin bir köşesine atıp unutmayı yakıştıramazdım kendime. Unutmamalıydım.

Ama yine de elim uzanamıyor onlara belki dilimdeki dualar yeter diye ümit ediyorum. Sonra yine ve yine hayat devam ediyor deyip finallerimin başına dönüyorum.
Ah be çocuk! Döndüğünde gördüğün ile döndüğümde gördüğüm tam bir kördüğüm.