Umutsuz Muyum?

Basit bir denklem; yazmak ve ya susmak. Bilinmeyeni yok, iki şık, ikisi de belli doğrulara dayanıyor, ikisinin de ucu yanlış yollara çıkabilir. Kabul edelim yaşanan bunca acıya rağmen susabilmek ya da doğru kelimeleri bir araya getirip yazabilmek kolay değil. Ben yazmayı seçtim umarım bir hata etmemişimdir.

Geçtiğimiz dönem hoş olmayan bir şey yaşamıştım. Beni umutsuz gördüğünü söyleyen (ki aslında umutsuz görmek isteyen) ve bunun nedenini soran birine “yoo hayır ben umutsuz değilim ve bence Allah’tan umut kesilmez” demiş ve bu cevabımla ortamda alay konusu olmuştum. Çünkü onlara göre umutsuz olmamız gerekiyordu. Ve hepimiz Avrupa’ya filan kaçmalıydık.

Ama şunu öğrendim ki kalabalık bir ortamda birisi size özellikle sataşıyorsa ki bu da karşı görüşten biriyse kesinlikle sevinmeniz gerekiyor bu bir. Demek dikkatini çekmişsiniz, demek tek bir laf etmeden dahi varlığınızla onu rahatsız etmişsiniz. Valla büyük iş başarmışsınız yiğidin hakkını verelim.

İkincisi alay konusu olmasına rağmen bugün de verdiğim cevabın dibine kadar arkasındayım. Yeni yıla ümit bağlayan, iki saniye arasındaki fark için milyon tane dilek dileyen insanlar yeri göğü yaradana umut bağlayamıyorsa bir de bunu alay konusu ediyorsa. Suç bende mi? Hem bu insanlar beni ciddiye alsa kaç yazar?

Burada sormak istediğim asıl soru ise tam olarak şu “yaşadığımız bu zor günlerde bizi bu durumdan kurtaracak Allah’tan başka kim olabilir ki…

İşte bu yüzden gerek terör, gerekse psikolojik saldırılara karşı bir olup hareket etmeliyiz. Allah’tan ümidi kesmemelyiz. Sadece bu zor günlerin geçeceğine inanarak ve ihlasla dua etmeliyiz.  Bizi alay konusu yapanların dahi başına hiç bir şeyin gelmemesi için dua etmeli ve çabalamalıyız.

İzmir adliyesi önünde kendini feda ederek onlarca insanı kurtaran Fethi Sekin gibi. Bizi bölmek isteyenlerin inadına birlik olarak kazanacağız İnşallah. Bizi sevmeyenleri bile koruyacağız.
Başka çaremiz yok