Popüler Kültür Üzerine Birkaç Gerçek: Eşrefi Mahlukat

//Çayı koyduysanız başlıyorum//

Kitapçılara ne zaman girsem “Allah de sonrasını düşünme” kitaplarını ilk 10’da görünce çıldırıyorum. Kitaba yumruk atmak istiyorum. (O son mortal combat’ı oynamayacaktım). Yanından geçerken sesli sesli “ya bu kitapları kim okuyor ya….” deyip sağa sola mesaj vermeye çalışıyorum. Aynı konuyu defalarca başa sardığımdan bana kızmıyorsunuz değil mi? Kızıyor musunuz? Kızmayın. Peki buna neden bu kadar karşıyım biliyor musunuz? Tabi ki biliyorsunuz. Yüz bin defa anlattım ama yine anlatacağım lütfen kusura bakmayın.Bu sefer faha geniş anlatacağım hatta.

Ben sosyal medya ile oluşan bu değişik yaşam anlayışına acayip karşıyım. Pozitif enerji, iyi düşün, kötüler sahibinin, çalıştım oldu, kalbim temiz, sağlıklı yaşam…. vel hasıl kelam “sen en değerlisin”.
Ee tabi bir de bunun manevi dayanağı da var. Dünyevi tutanağı da var. Yani isterseniz kendinizi eşrefi mahlukat olarak da görebilirsiniz böylece dünyadaki en iyiyi, en güzeli, en doğrusunu sizin hak ettiğinize inanarak bencilce davranışlara bürünebilirsiniz. Sonra da hop gelsin ben üzüleceğime dünya üzülsün’lü paylaşımlar. Ay çok kederli be! Nasıl da masumaneli, pek de bir ince düşünceli(?)

Ama tabi mesela yani şöyle bir durum daha var ki… Sosyal medyanın, sosyalliği telefonun şarjı bitince gidiyor ya hani “pat” diye. İşte bu “en değerli benim” düşüncesi de aynen öyle. Yani bir bakmışsın yaratılmış en üstün varlıkken cup! En aşağısından da aşağı olmuşsun. Mahluk oluvermiş, eşrefi kaybetmişsin.

Olur mu? Olur.

Hem en değerli ben değilim ya. Sen de değilsin. Her türlü bencilliği yapıp, kalp kırıp, hakka girip kazanacağımız hiç bir şey yok.

Yok ya! Yok.

Ha tabi ki! Elbette ben değerliyim, ama karşımdaki de en az benim kadar değerli. Ama, şimdi, kem küm… Hoppa! Zurna burada mı zurt diyordu? Aynen.

Ve işte tüm bu düşüncelere bizleri inandırmaya çalışan kitapları, paylaşımları gördükçe de bendeki şarteller bir reaksiyon gösteriyor tabi. Mahkeme kararıyla kitapları toplatmak filan istiyorum. Tüm gün kasada durup almak isteyen insanlara kitabı satmamak filan istiyorum. Fotoğraflarının altına “Kesin kesin, tabi tabi olumlu düşünmek, hı hı hı” diye cümleler kurup normalleştirmeye çalıştıkları acayipliklere tepki göstermek istiyorum. Neden mi?

Çünkü kandırıyorlar sevgili okuyucu seni beni saçma düşünceleriyle kandırıyorlar. Kandıramasalar da o tek bir “acaba” yı bile uyandırıyorlar ya hani zihnimizde işte Allah kahretmesin onları! Bir de bir şey desen kraldan çok kralcı her yer.

Zaten deme de tabi, çünkü sosyal medya böyle bir yer yani sen kötüye kötü dedikçe kötülerin çoğaldığı alkış topladığı saçma bir ortam. Aslına bakarsan dünyada böyle bir yer ve işte tam olarak sen bu düzen içerisinde dik durursan eşrefi mahlukat oluyorsun.

Zor değil mi?
Zor! Hem de ne zor!
Üzüm bile gözsüz haliye diğerine baka baka kararırken biz iki gözle kararmamaya çalışıyoruz. Zordan öte zor. Olumlu düşünmek ile pozitifi çağırmak ile evrene mesaj göndermek ile filan değil. İslamın beş şartını da, haramları da, helalleri de hepimiz gayet iyi biliyoruz.

~Bir şey söyleyeceğim; bu yazı vaaz vermek amacıyla değil -zira öyle bir ilme vakıf değilim- mevcut saçma düzeni kabullenememek amacıyla yazılmıştır.

~~Unutturmayın bir ara da size tavizin tavizi doğurduğuna dair bir kaç ispattan bahsedeyim.