Metro Döngüsü

Akşam. Saat yedi. Marmaraydan inip metroya doğru İstanbullulara has koşuyla-yürüyüş arasındaki adımlarımla ilerliyorum.İnanır mısınız? Gelen metro da bomboş.

İnanamazsınız. Zaten. Şaka. Bir ben bir de yanımdaki 340 kişi eksikmiş gibi içerisi. Tıklım buysa tıkış nerede? Ama bekleyen herkes de adı gibi biliyor ki bu gelen sekizli vagona hepimiz bineceğiz. El kadar şehre 17 milyon sığdırmışız vagona mı sığamayacağız.

En fazla şu içerideki sarışın kız biraz ileriye doğru ilerlemede mırın kırın eder. Kulaklığı takmış kapıya yaslanmış çocuk rahatını bozduk diye atarlı bir kaç bakış atar. En rahatımız, ev gezmesinde gıybete vurup saatin kaç olduğunu fark etmeyen teyze tabii. Nasıl olsa biri yer verir ona. Peki ya tüm gün çalışan bunca insanın suçu ne?

İçeri girip tutunacak bir dal arayan masumlar olarak dengeyi bulduğumuz ilk yerde kilitlenip kalıyoruz.

Metro hareket edip bir sonraki durağa ilerlemeye başlayonca fark ediyorum ki çevremdeki beş kişi de telefonundan oyun oynuyor. üçü oturuyor ikisi yanımda. Sol baştan say; solumdaki amca yerin bilmem kaç metre altında okey dönüyor. Oturanların üçü de aynı renkleri bir araya getirip patlatmaya çalışıyor.

O sırada aklıma Facebook’dan can isteyen 40 yaş üzeri akrabalarım geliyor. Limonları birleştirmeye çalışan teyzeye bakıyorum. O dar alanda alınabilecek en derin nefesi (hata) alıp kafamı kaldırıyorum. Kendimi görüyorum. Camda.

Yaşlandım mı ben ya? Göz altım mı olmuş? Yok ya insanlara bak hepsi makyajlı. Ben de yok ya ondan öyle geliyordurum kendime. Kesin kesin. Oh. Neyse. Canım kendim, kendimi nasıl rahatlatıyorum. (Onli pozitif vaybs yeah barış işareti çiçek böcek barış işareti kalp kalp emoji<sosyal medyaya atıf>)

Odak noktamı değiştirip kendini bulandırıyor ve arkadaki hızla geçen siyahlıklara bakıyorum. Küçükken kitaplarda okurduk. Şehirler arası trenle seyahat eden insanların hatıralarını. Tren camında gördükleri manzaraları. Kitapları geçtim trenin feribota bindiği bir memleketim var benim. Büyüklerden bizzat dinlerdim. Ne okuması.

Kendimi düşünüyorum. Metronun camından görünen karanlığı kime anlatsan dinler? Dinlese kime ne katar? Değişen dünyaya değil aslında kararan hayatımıza anlam veremiyorum.

Yadırgamıyorum. Böyle olması gerektiğinin farkındayım. Neyse çok düşünmemek en iyisi zaten kafam bir dünya diyorum. Ve sağımdaki çocuğa dönüyorum. Solumdaki amcadan kıskanmış o da okeye başlamış. Teyze hala çikolataları şekerleri patlatma derdinde. Aaa aa kapattı. İnicekmiş.

Ben oturdum. Telefonumu elime aldım ve bu satırları yazmaya başladım. Tepemdekiler ise bana bakıyor. Döngü. Metro Döngüsü