Suç mu? Hayat Mı?

Görüp de görmezden geldiklerimiz, duyup da kulaklarımızı tıkadığımız kısacası tadmaktan korktuğumuzdan susupta saklandıklarımız. Suç mu? Hayat mı? Şartlar belki de şanslar? Gördüğümüz an içimizde bir ses bir vicdan muhakemesi sonra unutturmak onu kendimize ve gitmek. Farkında olamadıklarımız.

Akşam Pazarı

İşten, okuldan dönerken toplanmak üzere olan semt pazarlarının akşamki hali mesela. Fiyatlar yarıya düşmüş, o saatlerde pazara çıkan kesim biraz daha değişmiştir. Pazar arabasıyla dolaşan teyzeler yerini tezgah altlarına mahcup mahcup bakanlara bırakmıştır.
Ama sen o teyzeleri görmeye alışıksındır bakarsın sadece. Ve bilirsin annen ya da eşin sabah çıkmış en tazelerini toplamıştır. Seçerken bir iki meyveyi yanlışlıkla yere düşürmüş ya da eziklerinden verme diye pazarcıya haklı çıkışmışlardır.
Akşam pazarındaki teyzelerin gözü ise yere düşmüşlerdedir. O teyzeleri gördüğünde ilk bir için acır. Sonra geçer. İşte tam burada unutmak suç mu? Hayat mı?

Kağıt toplayan çocuk

Her gün her sokakta onlarca kağıt çoplayan genç görebilirsiniz. Kar yağsa da ayağında terliği ve ince hırkası, güneş açsa da. Sofradan burun kıvırıpta çöpe atılan onca yiyeceğin arasından kağıt, plastik arıyor. Sen ise ya okula gidiyor ya da işten dönüyorsundur. Onu görünce için bir cız eder sonra geçer. Suç mu? Hayat mı?

Avmde yer silen amca:

Binbir çeşit renk, binbir fiyat, yüzlerce insan, son ses müzik müthiş bir kaos ve ondan doğan sayısız düzen kısacası üç harf ile AVM. Herkesin ailesiyle dolaştığı pazar günleri mutlu mesut falan filan. Tam o sırada gözüne çarpan yaşlı amca elinde paspas yerleri siliyor. Yine aynı soru? Evdeki bekleyenleri. Suç mu? Hayat mı?

Farkındalık mıydı neydi… Tanımını takmadığımız tanımlar.