Sadece Birisin

Sabah uyandın, yüzünü yıkayıp aynada kendine baktın. Neden yaptığını anlamadığın günlük rutinlerini tek tek tamamlayarak sokağa çıktın. İşine ve ya okuluna doğru gidiyorsun. Belki arabanla gidiyorsun ya da toplu taşıma. Ama sonuçta bir gerçek var kalabalıktasın. Onlarca insan; kaldırımdakiler, karşıdan gelenler, merdivenden hızlı adımlarla inenler, koşturanlar… ve sen bu kadar insan içinde sadece birisin.

Bu birlik hem ne kadar değersiz yapıyor insanı, hem de ne kadar eşsiz. Hem sıradan hem kıymetli. Hayatın, imtihanın, en kalabalık yerde bile yalnızlığın.

Dünya böyle bir yer değil mi? 7 kıta, yüzlerce ülke milyonlarca şehir ve milyarlarca insan. Afrika’da bir kabile de yaşayan küçük bir kız çocuğundan, avrupada en havalı üniversiteye giden genç bir delikanlıya kadar. Çinde dünyanın en yaşlı insanı ünvanını taşıyan bir nineden, Amerika da kapitalizmin içine gözlerini henüz açmış bir kaç dakikalık bebeğe. Milyarlarca insan ve sen.

Garip geliyor bana. Size normal mi geliyor bilmiyorum. Ama ben burada bu satırları yazarken, hemen yanımızdaki ülkede küçücük çocukların kimyasal silahlarla boğuşuyor olması, Somali’nin tarihindeki en büyük kıtlıkla savaşıyor olması hatta çok uzaklara gittim yaşadığım sokaktaki kağıt toplayan çocukların hayatla mücadelesi… yüklemi olmayan cümleler kurduruyor.

Yüklemi olmayan cümleler kurmak keşke bu soruların cevabı olabilseydi. Bu garipliği bitirebilseydi. Tabi ki hepsi dünya ve imtihan, hepsi kesretteki vahdet. Ama gerçek; Kader bizi şahit yazdı tüm bu zulümlere. Seyredip, susmak, bir sms ile hayat kurtarmaya çalışmaktı deriz sorduklarında yaptıklarımız. Bu kadar kalabalığın içinde bizi değersiz yapan işte bu çaresizliğe olan sessizliğimiz. Oysa insan yaratılmışların en kıymetlisiyken…

Allah’a ve yanı başımızdaki milyonlarca çocuğa verecek tek bir cevabımız yok. Bir botta boğulduğunda, bir kuytuda aç kaldığında, bir kimyasal silah ile yaralandığında nerdeydik?

Aslında çaresiz değiliz sadece çare dilimiz ve elimiz. Her zaman dua ediyoruz valla” lı cümleler mi kurtaracak o küçük çocukları yoksa gıybete bulanmış dillerden çıkanlar mı?

Ölüyorlar, küçük küçük çocuklar büyük büyük adamların saçma hırsları yüzünden ölüyor!