Halep Osmanlı’sından Bize Ne Kaldı

“Halep’i, Urfa’dan Antep’ten bağımsız düşünemezsiniz, bugün baktığınız zaman Halep’in de içinde bulunduğu Suriye’nin, başkenti de İstanbul’du” 8 nisan cumartesi Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezinde düzenlenen Halep Osmanlı’sından Bize Ne Kaldı konulu sergi ve panelinin açılışında Prof. Dr. Cengiz Tomar söylemişti bu cümleyi. Bugüne kadar Suriye’de yaşananların bizim için ne ifade ettiğini anlatan en net cümle. Peki ya bu durum Halep başta olmak üzere bugün bir yangının içine düşmüş bütün Arap toprakları için geçerli değil mi? Osmanlı ile birlikte dağılmış ve imamesi İstanbul olan tespih taneleri…
Panel’in bir diğer konuşmacısı, Halepli Yüksek Mimar Mahmod Zeyin El Abidin ise bundan yıllar önce Halep’in bir gün bu hale gelebileceğini asla düşünemeyeceğini ve artık savaş bittiğinde Halep yeniden inşa edilse bile o eski günlerin, o eski tadın kolay kolay geri gelemeyeceğinin altını çizdi.  Sergideki fotoğrafların da sahibi olan Mahmud Zeyin El Abidin, ”iyi ki bu merakımın peşinden koşmuşum ve bu eserlerin fotoğraflarını çekmişim” diyor. Sunumunda da gösterdiği ve sergide de yer alan Emevi Camii’nin 2013 yılında yıkılan minaresinden 2008’de çektiği fotoğraf ise savaşın çirkin yüzünü tek kareyle anlatıyor.  Tarih derslerinde duyduğumuz bir cümle vardır, savaş esnasında şehrin önemli eserlerini yıkmak düşmanın orayı ele geçirdiğinin kanıtıdır. Tarihin tekerrürden ibaretinin bir başka kanıtı ise bugün Suriye’de yaşanıyor. Rejim ya da Daeş, Suriye’de nereyi ele geçirirse ilk olarak oradaki tarihi eserleri yakıp yıkıyor. Emevi Cami’sinin minareside o eserlerden sadece bir tanesi.

Sergi mayıs ayına kadar Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gezilebilir. Sergide toplam 35 eserin öncesi ve sonrası var. Tabi ki savaşta zarar gören eserler malesef sadece bu 35’i ile sınırlı değil. Bunlar sadece Mahmud Zeyin El Abidin’in fotoğraflayabildikleri.

Halep Osmanlı’sından bize ne kaldı? diye sorarsanız bana;

Saraylar ve hanlar, çarşılar ve camiler harabeye dönmüş onlarca eser. Kıyıya vurmuş cesetler. Bebekler. Kimyasal silahlar. Annelerin feryatları. Çocukların cesetlerini taşıyan babalar. Yetim kalmış yavrular. Halep’ten bize kalan ise safece bu acılara şahitlik ve bir olup da gür çıkamayan sesimiz.