Zamanın Akış Hızı ve Çaresizliğimiz

Sizinde öyle mi bilmiyorum ama bu aralar günleri, haftaları, ayları öyle bir karıştırıyorum ki ne yaptığımı bilmeden haftasonu gelmiş oluyor. Sonra hop diye tekrardan bir hafta daha bitiyor ve ben yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamamışım. Kısacası zamanın akış hızı ve çaresizliğimizi yazdım sizlere.

Sadece otomatiğe takılmış gibi okula işe gidip geliyorum o kadar. Yaptığım hiç bir şey yok. Okuduğum bir kitap, izlediğim bir film, yazdığım bir yazı, çalıştığım bir ders…
Ama gel sor şimdi “neden yapmıyorsun bunları?” diye inanın zamanım yetmiyor. Sabahın köründe kalkan biri olarak bile zamanı yettiremiyorum hiç bir şeye.

Zamanı alıp karşıma “bir dur kendine gel bu ne hız?” demek istiyorum. Ya da sihirli annemdeki betüş gibi “zaman dursun” bazen de “zaman geriye aksın” diye bağırmak istiyorum.

Gerçi zaman geriye aksa da oturur ağlarım ya hadi neyse. Yani işte demek istediğimz zaman geriye de akmasın ama bu kadar hızlı da kaymasın.

Buralarda olup yazı yazamamın sebebi de budur. Geçen gün profilimde en son yazdığım yazının linkini görünce şaşırdım.
Ne kadar uzun zaman olmuş dedim ve zamanı fark edemiyişimden çıktı bu yazı.

Peki siz zamanı değerli kullanabiliyor musunuz? Her istediğinizi yetiştirebiliyor musunuz? Ya da zamanı idareli kullanma yolları biliyor musunuz? Yorum olarak bizimle paylaşırsanız bir hayır işlemiş olabilirsiniz 🙈 

1 Comment

  1. Dis teli icin randevu aldim. 1,5 – 2 yil dedi, bana fazla geldi. Zaman pazarligi yaptim doktorla 1,5ta anlastik ve dusuniyim sartlari diyip ayrildim. ‘Tam aklima yatmadi da acaba’ larimla tekrar gittigimde 2 yil gecmisti. Ki baslasam coktan bitmis olacakti. Hizli olan kazaniyor.

Comments are closed.