Ah Mercimeğim

Kışın ülkenin doğusunda boyları aşan karlar olur ama çok verilmez haberlerde. Tam tersi İstanbul’a bir tane kar düşse tüm ülkede haber olur ”Beyaz Affet” diye. Yazın Ege, Güneydoğu cayır cayır yanar. Ama ne hikmetse kıyamet sıcağının da İstanbul’da olduğu iddia edilir. Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız bunun farkına varmazsınız ama ayağınızı bir çıkartın İstanbul’dan ”bu ne canım bir tek İstanbul mu var” dersiniz. İşte öyle bir kitap Ah Mercimeğim …

Kafanızı kendi hayatınızdan kaldırtıp daha önce hiç düşünmediğiniz hayatlara götürüyor sizi. Fikrinizin olmadığı bu hayatlarla olan ortak yaşanmışlıklarınız, tepkileriniz ise kitabın en güzel yanı.

Bu aralar ne okusam diye düşünenlere, şöyle şatafatlı hayatlara değilde Anadolu samimiyetini arayanlara küçük bir tavsiye Mustafa Çiftçi’nin Ah Mercimeğim kitabı. Altı hikayeden oluşan incecik bir kitap. Anlatacağı hiçbir derdi olmadan yazılmış kalın kitaplardan çok daha etkileyici ve akıcı.

Kitabı okurken kimi zaman yüzünüzde bir gülümseme beliriyor. Bazı sayfalarında ise toplumda karşılaştığımız ya da duyduğumuz üzücü olayları bir kez daha hatırlayıp içten bir ah ah diyorsunuz. Anlamadan dinlemeden linç etmek zorunda mıyız? Bakmadan, görmeden hatta yaşamadan fikirlerimizi beyan etmeli miyiz?

Normalde bir hikaye kitaba adını vermişse en etkileyicisi odur derler ama açıkçası hikayeler içinde benim en az etkilendiğim ” Ah Mercimeğim “oldu. En güzelleri ise “Baba Nerdesin” ve “Köfte Ekmek”. Bacanaklar öyküsünde geçen masumiyeti de belirtmeden edemeyeceğim.

Diğer kitap önerilerimi okumak için ”bi kitap” kategorisine göz atabilirsiniz.