Hayalperesttim. İdealist oldum. Şimdi Realistim.

18 yaşıma kadar hayalperesttim. Yani öyle sanıyordum kendimi. Sonra idealist oldum biraz. Özellikle üniversite yıllarında. Bir inat geldi üzerime. Son altı aydır ise baya baya realist takılıyorum. Ama her an pesimistliğe yatay geçiş yapıp bir ömür sürünebilirim. Ne mi saçmalıyorum. Tamam tamam geniş geniş anlatacağım bütün hayatımı.

Hayalperestin gördüğü

Mart doğumluyum en balık burcu olanından. Valla açık söyleyeyim çok anlamıyorum bu işlerden ama ağlar mıyım? Yani. Duygusal mıyım? Baya. Sanatsever miyim? Bayılırım. Ütopik düşüncelerim var mı? Uzaylılara inanıyorum desem. Hayalperest miyim? Küçükken. Olmadı değil mi? Tıkandık burada. Nasıl mı bıraktım hayal kurmayı tamam sabır onu da anlatacağım.

Hayat aslında benim yaşadığım gibisinden olmadığını anladığımda bıraktım. Belki de aklım başına geldiğinde bırakmışımdır. Yok, öyle gezelim. Eğlenelim.

Hayat o değil. Acı var biraz. Fazlasıyla. Dengesizlik var adaletsizlik var. Kavga var ya gürültü. En kötüsü de kan var bu dünya da. Çocukların kanı. Bebek cesetleri var kıyılarda. Güç denen bir şey var zalimlikle gelen. Hayal, sadece gece yatağa girince uyumak için uydurulmuş kişisel diziler gibi bir şey. Rating sıralamasında yeri bile yok.

İdealistlik evrem ise 4 yıl sürdü. Aslında yüksek lisans hayallerim vardı mesela. Uzaması gerekiyordu idealistliğimin, en az iki yıl daha ama ne oldu bilmiyorum. Ay kazanamamış mıı diyenler var duyuyorum. Yok canım boşa sevinme o öyle değil.

Neyse dünyayı değiştirebileceğine inanmak çok garip bir duygu. Kısaca İdealistlik dönemimi anlatayım hemen size. Tam olarak şöyleydi. Karşı gelerek adaletsizliği, kavgayı, gürültüyü bitirebileceğine inanıyorsun. Bir de Allah’ım yüce mevlam önüne başarılar çıkardı mı? Allahhh. Özgüven patlaması mıydı bu başıma gelen demeden devam ediyorsun. Müthiş bir şey hayatımın hep o evresinde kalmak isterdim açıkçası. Ama inanır mısınız çok uzun sürmedi. Ben bile şaşırmadım. Siz şaşırmış numarası yapmayın boşuna.

Haziran 2017’den beri ise realist takılıyorum. Varız. Olanlar bunlar. Olmayanlar da şunlar. Ne pembe hayallere yer var ne de ben her şeyi yaparımlara. Siyah ve beyaz var. Gri kimsenin umrunda değil. Bu dünyada. Umutsuzluk değil de gerçekleri açık açık konuşmak gibi bir şey. Hoşlanmadım. Ya hem de yemin ederim hiç hoşlanmadım bu halimden. Ama realistlik böyle bir şey hoşlanmayabilirsin ama olan bu. İster kabul et ister etme sen bilirsin.

İşte böyle. Depresyonda değilim. Mutsuz değilim. Ama realistim ve realist olmak bunu gerektiriyor. Hayalperestlik güzeldi. İdealistlik daha da güzeldi. Realistlik ise adı üstünde gerçekler. Kabul et ve ya isyan et. Sen bilirsin olan zaten olmuş. İsyan edip ne günaha gireceğim bari kabul edip oturayım. Dedim. Ne kadar sürer bilmiyorum.

Ay içim darlandı. Her şey bir yana hala idealist hayallerim var. Sanırım bu da beni realistliğimden çekip alıyor. E noldu şimdi bunca kelime boşuna mı gitti? Pesimist sen sus, sen hiç konuşma! Getirtme beni oraya.

Vel hasıl kafalar 1500 olduysa susuyorum