Edebi Kimden Öğrendin

Geçen hafta yoğunluktan ”bi kıssa” paylaşamamıştım. Bu yüzden hatamı telafi etmek için bu hafta iki tane paylaşayım dedim. Kıssalar Gülistan kitabının çok eski bir baskısından alınmıştır. … Bir bezirgan bin altın ziyan etti.oğluna dedi ki: Sakın bu ziyan lafını kimseye açma! Çocuk: Baba ferman sizindir, söylemem fakat bunun faydasını bana anlat. Dedi Babası: Söyleme, ta […]

Mesela – İskender Pala

Sizlere bugün, İskender Pala’nın geçtiğimiz haftalarda çıkan kitabı ‘’ MeselA ’’ dan bahsetmek istiyorum. Kitap 99 kıssadan oluşuyor. Yani tam bizim sevdiğimiz gibi hikmetli hikayeler… Küçüklüğümden beri böyle kıssaları çok sevdiğimden olsa gerek duyar duymaz koşup aldım bu kitabı da. Henüz bitirmediğim için detaylı bir şekilde anlatamayacağım ama madem bugün Cuma ve bende ‘’mesela’’yı okuyorum. […]

Nerden Çıkmış Bu Bir Nisan

 Bugün 1 Nisan, bizim kültürümüzde pek bir şey ifade etmesede hepimiz ergenliğimizde saçma salak şakalara maruz kalmışızdır. Peki nerden çıkmış bu 1 Nisan? Internette bu konu hakkında biraz araştırma yaptım. Ilk olarak söylemeliyim ki biz müslümanlarla uzaktan yakından alakası yok. Yani Endülüs Emevilerinin kandırıldığına dair meşhur bir kıssa var ya hani işte onun her hangi […]

Asıl Yiğitlik Sevgide

Hazreti Mevlana bir gün bir yere giderken, bakmış ki iki Konya bıçkın ağız dalaşı yapıyor. Biri diğerine: -Bana bak! Ağzını kapat, yoluna git! Eğer bir laf edersen, bin türlü karşılık alırsın benden, ha! Diye diklenince, insanlığın piri Hz. Mevlana, patlamak üzere olan kavganın içine girerek, her ikisine de: -Durun çocuklar, durun hele durun! Her ikinizde […]

Çanakkale Zaferinin 101. Yıl Dönümü

Çanakkale Zaferinin 101. Yıl dönümünde, Çanakkale ruhuna en çok ihtiyacımız olduğu günlerdeyiz. Birlik ve beraberliğimizle birbirimize daha da kenetlenmeli ve bu zor günlerinde üstesinden geleceğimize inanmalıyız. Belki bu duyguların canlanmasına bir nebze de olsa katkım olur diye sizlere Talha Uğurluel’in kitabından alıntıladığım bir Çanakkale Gazisinin hatırasını aktaracağım.. Tetik Parmağı: Ezine – Geyikli bucağından Halil Helvacı […]

Selam Vermeden Geçme

‘’ Kırım’da zengin bir tüccar cami yaptırmaya başlar. Binlerce kişi toplanır, yardım eder. O sırada inşaatın yanından bir ticaret kervanı geçer. Kervan on katar deve, misk ve amber yüklüdür. Kervan sahibi inşaattakilere selam dahi vermez. ‘’Ey kervan sahibi, nereden gelip nereye gidersiniz? Yükünüz nedir?’’ diye sorarlar. Ama kervan sahibi oralı bile değildir. Kasıla kasıla geçer […]

İlmin Yaşı Yoktur

Abbasi halifelerinden Me’mun, meclisindeki alimlerle fıkıh meselelerini konuşurken amcası İbrahim bin Mehdi oraya geldi. Me’mun ona: ‘’Amca, bu alimlerin söyledikleri hakkında sen ne dersin?’’ diye sordu. Amcası ellerini iki yana açarak: ‘’Ey mü’minlerin emiri.’’ Dedi. ‘’çocukluğumuzda bizi bir takım şeylerle meşgul ettiler. İhtiyarlığımızda ise biz kendimizi meşgul ediyoruz. Böylece ilimden mahrum kaldık.’’ Me’mun bunun üzerine: […]

Eli Kulağında Olmak

Gerçekleşmek üzere olan olaylar için ”eli kulağındadır deriz.”  Bu deyimin çıkış hikayesi ise asırlar öncesine dayanıyor. Öyle ki Bilal’i Habeşi Hazretlerinin ezan okudğu yıllara kadar gidiyoruz sizinle. …. Müslümanların sayısı artınca, namaz vaktinde herkesi bir araya toplamak için ezan okunmasına karar verilmiştir. Günde 5 vakit ezanın okunmasından rahatsız olan müşrikler ise, müezzinin ezan okumasını engellemek […]

Hamidiye Etfal Hastanesi ve Sultan Abdülhamid

Geçtiğimiz Çarşamba (10 şubat), II. Abdülahmid’in vefat yıldönümüydü. Bende bu haftanın kıssasını Sultan’ın hayatından seçtim. Ona kızıl sultan diyen akılsızlara inat nasıl da merhamet sahibi olduğunu bir kez daha hatırlayalım istedim. Daha önce de evlat acısını tadan Sultan II. Abdülhamid, kızı Hatice Sultanın vefatında da aynı acıyı tekrar yaşamıştır. Henüz 8 aylıkken vefat eden Hatice […]

Ayıkla Pirincin Taşını

Sultan Selim Han’ın Yemeni Osmanlı topraklarına katmasından sonra, buralarda 400 yıl sürecek sükûnet devri yaşanmış. O günlerde, Osmanlı ordusunun aşçılarının çölde yaşadığı bir kaza anlatılır ki, dikkate şayandır. Rivayete göre, Osmanlı ordusu bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere aşçılar hemen hazırlığa başlamış. Torbaların içindeki mısır ve pirinci, yere serdikleri büyük bir çadır bezinin üstüne […]